3 Eylül 2015 Perşembe

İŞTE GELDİM BURDAYIM

Neredeyse 1 ay oldu ben bloguma uğramayalı...
20 gün izine ayrıldım,bir sürü bir sürü işler hallettim...
Öncelikle kayınbiraderimin oğlunun düğününe iştirak ettik Ankarada...
Serdar ve Derya çok mutlu olurlar inşallah...

Çocuklarım...

Düğünde kızlarımla...
Daha sonraki gün hemen Bodrum Akyarlara gittik....
Armonia Holidays Village Oteldeydik...
En çok Kerem eğlendi...

Bodrumdan bir kare... 
Yunan adaları tam karşımızda efil efil esintili harika bir yerdi... 
En güzelide güzel bir blog buluşması gerçekleştirmemiz oldu...
Sevgili Nesli  ve ailesi ile tanıştık sohbet ettik...Neslihanın buluşma yazısı burada...
Tatil dönüşü hemen Keremin sünnet hazırlıklarını tamamladık...
Az sayıda davetli ile aile arasında samimi güzel bir düğün yaptık... 
Tuğçe Ablasıyla.... 
Seba Ablasıyla.... 
Babsıyla ve Benimle...
Düğünde değişiklik olsun diye oğlum ilk önce beni dansa kaldırdı,samanyolu müziğinde dans ettik...
Daha sonra kına gecesini hep birlikte yaptık,çok eğlendik...

Babasıyla...
Düğün bir gün önce konvoy ve gezdirme ile başlayıp,bahçemizde mevlit ve yemekle son buldu...
2. gün sadece kuaför ve düğün...
Gerçekten çok yorulduk ama biricik oğlumuz için değdi...Babasının mutluluğu yüzünden belli oluyor değil mi? Daha bir hafta olmadan ve yorgunluğumuz geçmeden büyük kızımızın sözünü kestik...
Hayal gibi rüya gibi bir olay...Ne zaman büyüdü ne zaman evlenecek...
Gerçekten karmaşık duygular ve yoğunluk içinde şaşkın ama mutlu idik...
Umarım onlarda bir ömür mutlu mesut yaşarlar...
İki aile birlikte... 
Söz tepsisini kardeşimin eşi göndermişti bende makası süsledim...
Kolonyayıda süslemeyi ihmal etmedim...
Söz için magnet güller yaptırdım...
Damadımıza da bir söz bohçası hazırladım...
Kızlarımla gurur duyduğum an...
Rabbim herkesin çocuklarına da güzel günler göstersin benim evlatlarıma da inşallah...

7 Ağustos 2015 Cuma

BİR DAMLA SU

Hayırlı Cumalar Kıymetli İzleyenlerim!!!
Bir damla sudan yaratıldığımız gibi bir damla su ile doyan binlerce canlı da var,şükürler olsun...
Su hayatımızda o kadar önemli ki onsuz hiçbir şey olmaz...


Alak Suresi 2 : O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.

Enbiya 30 : O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?

Nur 45 : Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki yağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yapar; çünkü Allah her şeye kâdirdir.


Furkan 54 : O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.

Hicr 26 : Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.

Hicr 33 : İblis şöyle dedi: "Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim."

Araf 12 : (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

Fatir 11: Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur. Kendisine ömür verilenin de ömrünün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki bu, Allah'a göre kolaydır.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

YAZ-SICAK VE GEZMELER

Geçen Hafta Sonu Misafirlerimiz Vardı,Bu Güzel İnsanları Ağırlamaktan Mutluluk Duyduk...
Evler o kadar sıcakki yemek pişirmek resmen eziyet oluyor...
Genellikle dışarıdayız veya bahçede yiyip içiyoruz...

Taşçı Konağında yediğimiz adı Babagannuş olan bu yemeği ben çok beğendim....Ve araştırdım...
Adana’da Babagannuş Hatay’da Ebuganuş denmesinde ebu kelimesinin Arapça da ki karşılığının “babası” olmasıyla Türkçe’ye Babagannuş olarak çevrilmiş.Gannuş kelimesinin ise yumuşak, sevgi isteyen, sevimli anlamında olduğu bilinmektedir. Mardinliler Ebuğannuş derken Hatay’ın Arap kesimi sadece ğannuş olarak anarlarmış. Aynı zamanda çeşitli yörelerce babagannuc,abugannuc, babakanuc, mutabal, abu gannuş, baba hannuş olarak da bilinmekteymiş...
Babagannuş Nasıl Yapılır?
3- 4 adet patlıcanın çeşitli yerlerine çatal batırıp delikler açılması suretiyle ocakta, imkan varsa mangalda közlenir. Kabukları soyularak püre haline getirildikten sonra içerisine yeterli miktarda tuz, sarımsak, 1 bardak yoğurt istenirse tahin eklenir ve karıştırılır. Beyaza yakın bir görünüme sahip olan mezenin ince fırın pideleri, taze sebzeler (havuç ve salatalık) ya da krakerler ile sunulması makbulmüş.
Meze olmasının yanında sıcak bir yemek olarak da yenebilen babagannuş,tahin yerine kavrulmuş susam kullanılarak da hazırlanabilmektedir. Patlıcanın içerdiği lif, susamın içerdiği kalsiyum, kolestrolün düzenlemesinin yanında güzelleşmek adına yararlı bir besin olduğu varsayılmaktadır. Kalori miktarının da 116.9(kcal) olduğu bilinen bu lezzetin genellikle sıcak mevsimlerde soğuk olarak 1 gün bekletildikten sonra tüketilmesi önerilirmiş...
Bizim yediğimiz Babagannuşun üzerine kavrulmuş nefis parça et dökülmüştü...Enfesti... 

Kerem sıcaktan bunaldıkça bahçedeki plastik havuzuna atlıyor... Tatili bekliyor...
Asıl tatil bizim için Cuma günü başlıyor...
Cuma günü Ankaraya hareket edeceğiz...Cumartesi Kayınbiraderimin oğlunun düğününe katıldıktan sonra 1 haftalık Muğla-Bodrum tatilimiz başlıyor  kısmet olursa...
Orada sevdiğim blog arkadaşlarımın olduğunu biliyorum,umarım karşılaşırız...
Şen ve Esen Kalın....

31 Temmuz 2015 Cuma

SICAK HAVA , RİNİT ,YEŞİL ÇAY VE KLİMA KULLANIMI


Yaz aylarının her geçen sene bir öncekinden sıcak ve bunaltıcı geçmesi klimalara olan taleplerin gün geçtikçe artmasına sebep oluyor ve   sıcak soğuk etkileşiminden kaynaklanan hastalıklarda artıyor...Bende buna canlı şahit olarak allerjik rinitten dolayı zaten zor günler geçirirken birde klimalı ortamda bulunduğumda iyice hastalanıyorum...

Rahat çalışma ve günlük yaşam koşulları, rahat uyku, sağlayabilmek için işyerleri, evler, araçlarda klima kullanılması artık bir lüks değil ancak  ortamın klimatize edilmesi özellikle toplu ortamlarda çalışan klimalar ve düzenli bakımı yapılmayan klimalar mikroorganizmalar ve alerjenlerin ortama yayılmasında bir kaynak görevi görebiliyor. Diğer taraftan, serinlemek amacıyla soğuk hava akımı karşısında uzun süreli durmak da kaçınılması gereken bir durum. Her iki durumda da kişilerde soğuk algınlığından, grip, bronşit, zatürreeye kadar varan üst solunum yolu hastalıklarının gelişimi riskini artırıyor.
Klimanın yaratabileceği bu riskleri azaltmak için vücudun direncini artırmak önemlidir. Bu bakımdan antioksidan etkili bitkisel çaylardan yararlanılmalıdır. En kuvvetli antioksidan etkili çayların başında “yeşil çay” geliyor. Ancak yeşil çayın yaz aylarında Japonya, Çin gibi çok sıcak ve nemli iklimlerde yaşayan toplumlar gibi “soğuk çay” halinde tüketilmesi daha yararlı olacaktır. Yeşil çayın içerisine demlerken zencefil katılması etkisini daha da kuvvetlendirir. Bu şekilde hazırlanan çayı istenen koyuluğu sağlayıncaya kadar 5-10 dakika demledikten sonra soğutup buzdolabında gün içerisinde susadıkça tüketebilirsiniz. İstenirse bardağın içerisine limon dilimi ve taze nane yaprakları ilave edilebilir. 
Kuvvetli antioksidan etkisinin yanı sıra vücuttaki ödemi atması, kan dolaşımını hızlandırması, enerji vermesi, spazmları gidermesi, yağlı yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırması ve enfeksiyon etkenlerine karşı koruma sağlaması kişilerin sıcak yaz günlerinde kendisini daha iyi hissetmesini sağlayabilecektir. Ancak zencefil miktarını abartmamak gerekir ki fazla tükettiğimde bende müthiş bir karın ağrısı oluşturuyor...Şeker ve tansiyon hastalarının da dikkatle kullanmaları gerekir diye biliyorum...

Yeşil çayı bu şekilde demleyip,soğutup tüketebilirsiniz...
Serin serin bir hafta  sonu diliyorum....

Kopyalayamazsın!!!

ff