29 Ağustos 2014 Cuma

GÖZLEME

Eski zamanlarda adamın biri çalmış bir kapıyı bir eve misafir olmuş...Ev sahibi yorgun ve bezgin bir halde...Ne yapsın buyur etmiş içeri...Yatağını sermiş adam yatmış güzel bir uyku çekmiş...Sabah uyandığında ev sahibi başındaymış...Birader demiş;"Ben tarlaya gidiyorum peynir, ekmek,gözleme , çayda su ...
"Bizimki çok sevinmiş, gözleme var ,çay var,peynir ekmek var daha ne olsun...Ev sahibi ayrılmış,adam elini yüzünü yıkamış geçmiş avluya...kimsecikler yok...hani gözleme,hani çay diye bakınmış...Dışarıya çıkmış evin önünde oturan evin ninesine  sormuş...Ninem hani kahvaltı,nerede gözleme?...
Nine katıla katıla gülmüş...Eee oğul; " Oğlum sana demedi mi "peynir ekmek gözleme (yani peynir ekmek bekleme), çay da su bak ilerde çaydan su akıyor,git de içiver " ...Adam yola koyulmuş üzgün üzgün...Çaydan geçerken de üzerine soğuk bir su içmiş....
Bu gözleme hikayesini babaannem anlatırdı....Çok gülerdik...Gözleme tarifi vereyim derken aklıma geldi,paylaştım...Hayırlı Cumalar,bereketli güzel bir hafta olsun....Ben pazar günü Ankaraya gidiyorum,kızımızın kayıt işlemleri için...Ank.Gazi İng.Öğretmenliği...Hayırlısı olur inşallah,yurt ayarlama,kayıt,büyük kızımızın yüksek lisans başvurusu derken koşturmalı günler yaşayacağımız kesin...Sağlık ve huzur içinde olur umarım. 
Gözleme kahvaltılarımızda ve özellikle sahurda yaptığımız bir lezzet.Tarif herkesin bildiği gibi..Hazır yufka alınır ,ikiye veya dörde bölünür,içine peynirli,patatesli veya kıymalı iç konularak katlanır ve teflon tavada arkalı önlü kızartılarak,üzerine tereyağı sürülür...Afiyetle yenir...

28 Ağustos 2014 Perşembe

ALLERJİK RİNİT


Allerjik rinit yaşam kalitesini düşüren, sürekli nezle grip halinde görünmenize neden olan ,selpak mendil ile yaşayanların hastalığıdır...Bu benim için böyle...18 yaşımdan bu tarafa mücadele etmekteyim...Çok çeşitli açıklamalar,ilaç,aşı,rinolihgt gibi tedavi yöntemleri olan hastalığın kesin çözümü yok...veya bu hastalıktan kurtulan arkadaşlar varsa ve ne gibi bir yöntem kullandıklarını yazarlarsa çok sevinirim...Allerjik rinit burada açıklandığı gibi burun mukozasının iltihaplanması ve vücudun fazlaca histamin üreterek etken maddelere karşı tepki vermesi deniliyor...Gerçekten hayati tehlikesi olmayan ancak sürekli sağlıksız hasta görünmenize neden olan bir durum...
Rabbim bana ve benim gibi olan hastalara acil şifalar versin inşallah...
Önerisi olan arkadaşların yorumlarını bekliyorum...

25 Ağustos 2014 Pazartesi

YÜREĞİMDEN DÖKÜLENLER

duygularımla.blogspot.com adresini açmama sebep olan bu yazımın beğenilmesi fazlasıyla memnun etti beni...Bu yıl başında yazmıştım ve gerçekten yüreğimden o an dökülen gerçek duygularımdı...
yazının aslı burada

İnsan bazan duygularını düşüncelerini sıkıntılarını açıkça dile getiremez,çekinir...
Bilir ki herşey dilde başlar ve dilde son bulur.Diline hakim olmaya çalışır,en azından olmak ister ama birde bakmışsınız ki dili çalışmasa da eli çalışmış yüreğinden diline, dilinden de  eline  dökülmüş söylemek istedikleri...Dökülmesi de gerekir aslında kendi kendine konuşmasından daha iyidir...Biriktikçe hastalık yapacaktır çünkü.Biriktirmek sabır işi , bir sanat bence,her anlamda biriktirmek.
Duygu biriktirmek,söz biriktirmek,laf biriktirmek,para biriktirmek.Susmak,susabilmek."Yakana dahi söyleyemeyeceğin sırların olsun"... kendine ait sırlar...eşinle,çocuğunla dahi paylaşma,sadece kendinle...Başkalarının sırlarını da  sakla,sakla ki güvenilir olduğun bilinsin...Kimse bilmese de sen bil..." bak ben nasıl sır saklarım" de kendi kendine.Sırrını sakladığın dostun olmaktan çıksa da sakla,mezara kadar götür,götür ki haktan da mükafatını alasın...İşin diğer yüzü tabi bu başkalarının sırrını saklama işi.Kendi sırlarını saklamak elinde..."Söylersin derdini bir dostuna oda gider söyler dostuna,dostunun dostu vardır oda söyler dostuna"demiş atalarımız...Ne güzel söylemişler...Tecrübe ve yaşanmışlıklarla elde edilecek bir sanattır bunlar...Gençlik yıllarında düşünmeden hareket ettiğinde başına gelenlerden edindiğin tecrübe, olgunluk döneminde düşünerek hareket etme özelliğini kazandırır sana ....
Bilgi birikimidir, uygulamalı kazanılan gerektiğinde paylaşılan...Paylaşamadıkları da vardır tabiii...Onun dozajını ayarlamak kişisel bir hal alır...Ne kadar paylaşacağınız,neler söyleyeceğiniz,söyleme şekliniz size aittir...Aslında yaşananlardan çıkan görüntü sır olmaktan çıkar...etraftakiler görürler ama görebildikleri kadarını görürler...sorduklarında açıklarsan , anlatırsan a dan z ye işte o zaman yüreğini açmışsındır,geriye dönüşü yoktur...Paylaştığından çok paylaştığın kişi daha bir önem kazanır o zaman...Anında yeni bir haber duyduğu için koşarak ilgilisine ulaştıracak birisi mi,yoksa ne kadar sıkışsa da saklayıp,öğüt verir tarzda sizi düşünerek karşıdakine izah verecek birisi mi? Bunu seçmek de size kalmış...Ama yine de tecrübeyle sabitlenecek tabiii...Kişi seçme ,arkadaş seçme,dost seçme zor zanaattir...İyi seçeceksin dostunu,çookkk iyi...Herkes arkadaştır ama herkes dostun olamaz...Hele bu devirde dost bulmak imkansız gibi bir şey...Dost biriktirmeli insan hayatında , sabırla işlemeli...Dost olmalı insan kendinden verebilmeli...Karşılık beklememeli yeri geldiğinde güvenmeli dostuna,arkasında bir dağ varmış gibi...Aramadığında kırılmamalı elbet fırsatını bulsaydı arardı demeli...Serbest bırakmalı sizi sıkmamalı...Size rahat dolaşma alanı bırakmalı yüreğinde...Eleştirmeli de sıkmadan,doğruları söylemeli incitmeden...Karşılıklı olmalı bu davranış...
     Ben sanmıyorum ki kişi eleştirilmesin!Anne kızı,baba oğulu,eş eşi,evlat ana babayı ,komşu komşuyu ,dost dostu,arkadaş arkadaşı eleştirir durur...Olmalıdır da hiç kimse mükemmel değildir...Eleştirinin dozajı dır önemli olan ve de eleştiriyi kiminle paylaştığınız...Kötü olan bir huyu değiştirmektir amaç,yanlış yapılan bir hatayı düzeltmek,iyi niyetle yaklaşıp,olayları güzelleştirmek...Hayatı yaşanabilir bir hale getirmektir,zorlaştırmak değil...Bencil olmak yanlıştır bu noktada...Kendi hatalarınızı da beraberinde görerek hareket etmek gerekir...Fikirler farklı,yönler farklı olabilir...Bir noktada birleşmedikçe dostluk olmaz,sıkıntınızda başınızı yaslayacağınız bir omuz olmaz...Bu omuz bir arkadaşınız veya eşiniz olabilir...En güzel dost eşinizdir aslında,gıpta ile bakarım eşi ile dost olabilenlere...Ama birde hemcinsiniz den dostunuz olacak yeri geldiğinde eşinizi eleştireceğiniz...Ne demiş ozan;

-Dost dost diye nicesine sarıldım.
-Düşman belli değil, dost belli değil...

Bir başka görüş de şöyledir;
"ANADAN BAŞKA YAR OLMAZ" diye.

              İşte ben bu bir başka görüşten yanayım...
                       Sevgi ve Muhabbet İle....
                              Tülin ATEŞAL

ERİK REÇELİ

Hayırlı Sabahlar Herkese,Güzel bir hafta olsun!!!
Bahçemizde yetişen Frıar Çeşidi eriklerimiz görsel ve lezzet açısından gerçekten çok güzel...
Bu yıl çok fazla randıman alamasak da yinede yedik, misafirlerimize ikram ettik...

 Hatta reçel bile yaptım...Hafif mayhoş,hoş kokulu bir reçel oldu...
Tarif edecek olursak;
  • 1/2 kg erik
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 4 su bardağı su
  • 3-4 parça limon tuzu
    Yapılışı:
  • Erikler yıkanır ve elma dilimi şeklinde doğranır.
  • Akşamdan tencereye konup üzerine toz şeker serpilir...
  • Sabah kaynatılır...
  • Eriklerle birlikte 15 dakika kaynadıktan sonra erikler el kevgiri ile ayrı bir tabağa alınır ve şerbeti iyice koyulaşana kadar kaynatılır...
  • Limon tuzu da ilave edildikten ve bir miktar kaynatıldıktan sonra erikler tekrar ilave edilir ve 5 dakika daha kaynatılarak ocaktan alınır...
  • Reçelin üzerinde oluşan köpükler kaynama esnasında kaşık ile toplanır veya ocaktan aldıktan sonra havlu kağıt ile toplanır...
  • Soğuduktan sonra kavanozlara doldurularak kaldırılır...
                                                 Afiyet Olsun!!!