31 Mart 2010 Çarşamba
ROBALI KIZ JİLELERİ
KREM RENGİ GÜLLÜ FULAR
30 Mart 2010 Salı
YARIM KOLLU - POLO YAKA ERKEK ÇOCUK KAZAĞI

Daha önce burada bahsettiğim Keremin kazağını bitirdim ....İpim yetmediği için kısa kollu yaptım...Polo yakalı kazağı oğluma çok yakıştı....İçinden penye yakasız badi giydirdim...Hafif salaş tam Keremin istediği gibi rahat bir kazak oldu...Kreş öğretmeni de çok beğenmiş, her çocuğa burada lazım böyle bir kazak dedi.Yelek ve süveteri çocuklar çıkarmak istiyorlar bu çok kullanışlı olmuş deyince çok sevindim hemen öğlen nako desen ip aldım artık seneye bir tane daha örerim...Düğmelerini kendim yaptım....Bu büyüklük için tığla 6 zincir çekerek halka yaptım ve yorgan iğnesine uzunca bir ip geçirdim....Halkanın içini ip bitene kadar doldurdum sıkıca ....Arkasından sabitleyerek diktim hepsi bu kadar....Düğmeden denemenizi tavsiye ederim.....GÜLLÜ SAÇ BANDI

Bu güllü fularlardan daha çok örmem lazım.Hem hediye edip mutlu oluyorum hemde yaparken müthiş zevk alıyorum.....Tavsiye ederim hanımlar baharlık işiniz olsun....
BEYAZ GÜLLÜ FULAR
29 Mart 2010 Pazartesi
İZMİRDEN BİR DOST ELİ UZANDI ERZİNCANA
Taaaa uzaklardan bir posta geldi bugün mis gibi dostlukkokan,arkadaşlık kokan.....VANİLYA DEYİP GEÇMEYİN!!!
Aztek hükümdarı Montezuma, Totonaco’yu ele geçirdiğinde vanilyanın büyüsüne kapılıyor ve ona kara çiçek adını veriyor. Aztekler, bir başka kara günah olan çikolata içeceklerini artık vanilya ile kokulandırıyorlar. Güney Amerika’nın İspanyol fatihi Herman Cortez, Aztek topraklarına ünlü “Quetzalcóatl” efsanesindeki beyaz tenli tanrı gibi ayak bastığında, vanilya ile çoşkulandırılmış günahkar çikolatayı, ona altın kupalarla sunuyorlar. Cortez de vanilya-çikolata ikilisinin cezbesine kapılıyor ve bu tutkuyu tüm Avrupa’ya bulaştırıyor.
Aşka ve hazza düşkün Fransızlar vanilyaya özel bir ilgi duyuyorlar. İklimini Totonaco’ya benzettikleri tropik kolonilerinde, bu bitkiyi yetiştirmeye karar veriyorlar. Sarmaşığın filizleri, tıpkı aşkın fısıltıları gibi boy veriyor toprakta ve tutunabileceği, sokulabileceği dallara sarılarak yükseliyorlar. Koyu yeşil, parlak ve hafifçe etli yapraklar da fışkırıyor sarmaşığın gövdesinden ve o narin, tatlı, sarı-bej orkidecikler arz-ı endam ediyorlar vakit tamam olduğunda… Ama yeşile filizlenip, güneşin tatlı dokunuşları altında olgunlaşarak kahverengine dönmesi ve dünyaya aşkın büyülü kokusunu yayması beklenen o kutsal sarkıtlar, bir türlü doğmak bilmiyorlar.
Yegane zenginliklerini kendilerinden çalıp götürmek isteyen Fransız’ların yaşadığı bu hezimeti duyan Totonaco’lular kıs kıs gülüp, Cortez’in Laneti diyorlar. Vanilya'nın sırrı çözülene kadar, Tam 300 yıl boyunca Totonaco, aşkın meyvesini üreten ve tüm dünyaya satan tek yer olmaya devam ediyor.
Uzun gözlemler sonunda bir botanikçi çözüyor işin sırrını. Meğer kendini sunmak için gerçek aşığını bekleyen bir kadın gibi tıpkı, o narin orkidecikler de açılmalarından sonra 12 saat içerisinde, sadece Meksika’da yaşayan Melipona isminde bir arının iğnesinin kendilerine değip döllemesini beklerlermiş usul usul. Yoksa küsüp kalır ve vermezlermiş meyvelerini. Aşk sarmaşığını çalıp kendilerine saklamaya çalışanlar, soğuk, verimsiz bir kadın bulurmuş karşılarında. Aşığın o büyülü dokunuşu olmadıkça, dünya aşkın çocuğundan ve onun aşk mutluluğu, ana kucağı, bebek masumiyeti gibi tatlı ve huzur verici kokusundan mahrum kalırmış.
Şimdilerde vanilya, sadece ekvator kuşağının yirmi derece altı ve üstündeki yerlerde yetiştiriliyor. Minik sarı-bej orkideler, çiçek açtıklarından sonra 12 saat içinde genç kızlar tarafından bir iğne yardımıyla tek tek elle dölleniyorlar. Aşkın suni döllenmeyle hayata gelmiş çocukları yani şimdilerde kokusuyla büyülendiklerimiz…
Ama vanilya sarmaşığı yine aynı mağrur kadın. Aynı anda açmıyor bütün çiçeklerini, tek tek yavaş yavaş ve birbirinden çok farklı zamanlarda açıyor. Hepsinin değil sadece sınırlı sayıda çiçeğin döllenmesi gerekiyor. Yoksa, tıpkı aşka değil şehvete soyunan ve sayısız birleşmenin arkasından tükenmiş, yıpranmış, ruhundan birşeyler eksilmişcesine yalnız ve yoksun kalan insanlar gibi, vanilya sarmaşıkları da, böceklenmeye, bozulmaya ve meyvelerinin kalitesini düşürmeye başlıyorlar. Aşkla, sabırla, özenle, seçerek döllenmeleri, severek, koruyarak, güneşin altında özlenerek büyütülmeleri gerekiyor vanilya çubuklarının. Hem de ne kadar biliyor musunuz? Tıpkı ana rahminde büyüyen bir bebek gibi tam 9 ay! Yoksa verdikleri kokuda birşeyler eksik kalıyor…
Vanilyanın adını İspanyollar vermiş. Anlamı; Kılıç Kını… Vanilya çubuğunun şekli hakikaten benziyor kılıca. Gelgelelim kokusu, kılıcını elinden bıraktırıp, kınına geri koyduruyor adamın. Durduruyor, otutturuyor, gevşetiyor, sokulganlaştırıp, tatlılaştırıyor tüm sertlikleri. Bir kının, kılıcını, bir kadının sıcak ve yumuşak kadınlığıyla aşığının erkekliğini, bir rahimin sakladığı cenini, bir ananın ağlayan çocuğunu sarıp sarmalaması, rahatlatması, huzura kavuşturması gibi, vanilyanın kokusu da ruhumuzun sevgiye susayan her yerini usul usul iyileştiriyor. Vanilyanın özünü alıp, kullanılabilir bir kokuya dönüştürmek de, çok özen ve zahmet isteyen bir süreç. Soğuk presle ve yavaş yavaş yapılmadığı zaman istenen kalite elde edilmiyor. Yalanı, sahtesi yokmu vanilya diye yediğimiz şeylerin? Olmaz mı… Vanilin diye piyasada satılan birçok toz aslında yapay vanilya esansı ile kokulandırılmış.
Gerçek vanilya kokusu duymak istiyorsanız gidin bir aktara ve vanilya çubuğu alın. O koyu kahve, parlak, yağlı liflerini okşayın. Ortasından kesip, içindeki dokuya dilinizi değdirin ve gerçek tadını alın. Yine sevgi dolu, yine tatlı bir bulut gibi sarıp sarmalayan ama daha topraksı daha odunsu daha baharatlı rayihasının keyfini çıkarın.
Demem o ki, aşkın o saf çocuğu ile birebir tanışın. Alın birkaç tane, o tatlı kokusunu kaybetmeyeceği, sağlam kapaklı bir kavanozun içinde özenle saklayın. Çekilmiş kahvenizi koyduğunuz kutunun içine bırakın bir çubuk. Bir tanesini gardrobunuzun köşesine gizleyin. Yaptığınız keklerin, sütlaçların, muhallebilerin içine kıyın ince ince. Ve mutlaka ama mutlaka, vücudunuza kullanacağınız bakım yağlarının içine daldırın. Bırakın beklesin, salsın o venüsten gelen iksirini yağın içine. Sürdükçe size kadınlığınızı, yumuşaklığınızı, tatlılığınızı hatırlatsın. Eh tabii sizi koklayana da..!!!
26 Mart 2010 Cuma
BU FULARI NASIL BULDUNUZ?
Dedim ya artık üretirim bunlardan renk renk....
İpim kartopu flora ve 3,5 numara tığ kullanıyorum....
Güllerin büyüklüğü size kalmış ama ben yukarıdakini 80 zincir hesabı yaptım...Üzerine 2 zincir ve 3 lü trabzan ile ve en üst sırayıda boşluklara önce 2li trabzan sonra 3 adet 3lü trabzan ve tekrar 2li trabzan ve bir sıkiğneyla tamamladım....
Boyun kısmının zincir sayısını siz ayarlayın göğüs hizasını geçecek şekilde...Üzerine 2 adet yan yana 2li trabzan ve 3 zincir şeklinde zincir bitinceye kadar devam edin.Sonra her iki kenarını boşluklar dahil 3lü trabzanla doldurun....Ortadaki kafese kurdela geçirin ve alt yaprakları yapıp zincirle tutturun....Yaprakların ve gülün yapılışını burada anlatmıştım.....
Yapmak isteyenlere kolay gelsin,hadi kızlar bunlar bahar fularları....
GÜLLÜ FULAR

25 Mart 2010 Perşembe
POLO YAKA ERKEK ÇOCUK KAZAĞI
POĞAÇA
Küçük kızım Sebanurun mutfak maceraları bitmiyor devamı gelsin dedik geldi....Çok hoşuna gidiyor mutfakta uğraşmak birşeyler yapmak....Çok nefis bir poğaça yapmıştı dün,inanın harikaydı....Laptop her daim mutfaktadır zaten tezgahın üzerinde ....Sebanur açmış nete girip tariflere bakarak yapmış ama bu arada bana sitem ediyor;"anne senin blogunda basit tarifler yok" diye....Mesela geçen gün şehriyeli pirinç pilavını aramış yok bende ...hakikaten tam bir yemek blogunda olmalı her tarif.Ama benimki sadece yemek değil hayatımdan ve mutfağımdan esintiler...Belki Sebanur ileride oluşturur sadece yemek olarak...
Bu tabağı afiyetle yedik bitirdik...Ablası aferin ben yapamazdım bravo deyince daha bir gururlandı.....Ablamız bu sene müthiş bir maratonda sınava az bir zaman zaman kaldı...
MALZEMELER:
-----------------
1 Su bardağı yoğurt
1 Çay bardağı sıvı yağ
1 pkt kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
1 ad. yumurta sarısı
Hamuru yoğurup içine peynirli maydanozlu harç yapın ve üzerine yumurta sarısı sürerek kızartın.Hamurun içinde hiç yumurta yok...Sadece üzerine sürülecek...Buda kızımın dipnotuydu.
24 Mart 2010 Çarşamba
EYÜP SABRİ TUNCER ÇOK TEŞEKKÜRLER
Eyüp Sabri TUNCER'in "Kadınlar Günü" kampanyasını ilk önce Annekaz dan öğrendim...
Parfüm-losyon ve el kreminden oluşan hediye setimde çok güzel....23 Mart 2010 Salı
KURU KAYISI KOMPOSTOSU
Kuru Kayısı her daim evimizde bulunur....Kuru olarak pek tüketmeyiz ama kompostosuna bayılırız....Yöresel lezzetimiz KASEFE de bundan yapılır...Kompostoyu yaparken özellikle mayhoş lezzeti olan kayısıyı tercih ederim ve dondurucudan bir avuç da kızılcık ilave ederim...
Yine eline geçirdiği babasının püf püfünü tırtıklarken...Her nekadarda evin içinde içilmesine müsaade etmesemde mutfakta,balkonda tüttürülüyor...
Yemekten sonra paketi kapıp koşuyor babasına hemen,al baba diye....
İnşallah bu olay son bulur diye ümit ediyorum...
MİNİK ETEKLİ KIZLARIM
22 Mart 2010 Pazartesi
LİMONATA-NANE


DOLABINI DÖK MİMİ VE HOBİ MUTFAĞIM
20 Mart 2010 Cumartesi
TAKI DENEMELERİM
19 Mart 2010 Cuma
Keremin doğumuyla hayatımız değişti,ablaları büyümüştü onlarda birer küçük anne oldular ama Kerem ilk günden bu tarafa baba hayranı...Bana düşkün gibi görünmesede sarılınca minik yüreğinin sıcaklığını vücuduma dağıtıyor.....Hem çok güzel hemde çok zor onunla uğraşmak....Güzeli ve zoru bir arada yaşattı bize küçük adam....
Resimlerden bir video hazırladım yüzlerce resim arasından....
BU SABUNLARDA YOLA ÇIKTI
18 Mart 2010 Perşembe
SEBANURA NE OLUYOR İKİ GÜNDÜR
18 MART VE ÖDÜLÜM
17 Mart 2010 Çarşamba
KAT KAT YAŞ PASTA (YUFKALI)

3 yumurta
1 çay bardağı margarin (eritilecek)
1 çay bardağı şeker
un
1 kg süt
5 çorba kaşığı un
4 çorba kaşığı pudra şekeri
8 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı kakao
250 gr margarin
Krema için;Margarin hariç tüm malzemeyi muhallebi kıvamında pişirin.Piştikten sonra margarini ekle. (Pastanın kremasını daha bol sevenler 1,5 ölçü hazırlayabilir)
Pişen yufkanın ilkini bir tepsiye koyun üzerine kremadan sürün daha sonra diğer yufkaları tek tek koyarak aralarına krema sürülerek üst üste yerleştirin ve en üstüne ve kenarlarınada aynı kremadan sürerek bitirin...Ben üzerine su ile pişirilmiş çikolata sosu döktüm dilerseniz sizde yapın....Ara katlardan ortadakine ve en üstüne dövülmüş ceviz serpin....Buzdolabında dinlendirilip servis yapın...Afiyet Olsun!!!!Bizim evde büyük bir beğeniyle yendi bu pasta ve benim için de nostalji oldu....
16 Mart 2010 Salı
MAVİ SABUNLAR

Birinin yerine ulaştığını dün öğrendim ama diğerinden ses çıkmadı...
Keremcik giderek oyuncaklara daha çok ilgi göstermeye oyunlar kurmaya başladı...


























Hamur yoğruldu,bezelere ayrıldı....




